Anasayfa

Türk atasözleri sözlüğü Y harfi

Türk atasözleri ve anlamları Y harfi

Yabancı koyun kenarda yatar: Toplumdaki ki­şiler kısa zamanda büyük yakınlık göstermedikleri için yeni gelenler yabancılık çekerler. Topluma ye­ni gelenler çabuk bir şekilde toplumun kişileri ile kaynaşamazlar.

Yağ ile yavşan, sirke ile tavşan: Yemeğin iyi ve lezzetli olması için yemeğe konan harcın (katkı maddelerin) bol ve kaliteli olması gerekmektedir.(Yavşan acı lezzetli bir ottur. Bol yağ koyarsanız lezzetli bir yemek yapabilirsiniz.)

Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur: Hiçbir sebep yokken yaşama düzeyi birden değişen, yükselen kişinin çaldığlı rüşvet aldığı, yolsuzluk yaptığı belli demektir.

Yağmur yağsa kış olur, kişi hâlin bilse hoş olur: İnsanların etraflarına karşı davranışları, kendi sosyal durumları ile orantılı olmalıdır. İnsan her za­man haddini bilmelidir. Haddini bilmek kişiyi sevi­len sayılan kimseler arasına sokar. Her şeyin yeri ve zamanı vardır. Zamanında ve gerektiği gibi uy­gulanmalıdır.

Yağmur yağsın da varsın kerpiççi ağlasın: Yağmurun faydası sayılmayacak kadar çoktur. Bu imkanlardan yararlanacak olan kimseler de çoğun­luktadır. Bunun için yağmurun yağması iyidir, fay­dalıdır. Küçük bir kısım bundan zarar görürse de pek önemli değildir.

Yalancı kim? işittiğini söyleyen: İnsanlar her duyduklarını doğrulamadan başkalarına söyleme­melidirler. Duyduklarının, işittiklerinin aslı yoksa, onlarda yalancı durumuna düşerler.

Yalancının evi yanmış, ,kimse inanmamış: Ya­lan söyleyen kimse toplum içinde bir kere tanındımı ona kimse güvenrnez, inanmaz. Başına gelebi­lecek en kötü olay da gelse etrafında bulunanlar inanıp yardım etmezler.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar: Yalan söz bir süre gizlense bile bir gün nasıl olsa anlaşı­lır, hakikat ortaya çıkar.

Yalnızlık Allah'a mahsustur: İnsan muhakkak biriyle arkadaş olmalıdır. Tek başına bir şey yapa­maz, çalışamaz, çalışmasının amacı olmaz, Başarılı olması zordur, olsa bile mutluluğunu paylaşacağı kimse yoktur. Tek başına olmak bütün kainatın ya­ratıcısı Allah'a mahsustur.

Yanık yerin otu tez biter: İnsanlara büyük ıstı­rap veren olaylar bir zaman sonra unutulur. Onun yerini mutlu, neşeli duygular alır.

Yanlış hesap Bağdat'tan döner: Yapılan yan­lışlıklar bir gün mutlak anlaşılır. Bu uğurda pek çok çaba da sarf edilmiş olsa doğruya dönmek esastır.

Yar beni ansın bir koz ile, o da çürük çıksın: Dostlar, arkadaşlar her zaman düşünülmeli ve ha­tırlanmalıdır. Bu onları mutlu eder. Dostları ziyarete giderken veya hatırlarken kullanılacak, armağan edilecek küçük şeylerin önemi yoktur.

Yar beni ansın da çürük bir elma ile olsun: Dostlar arasında en önemli şey unutmamak ve unutmadığını belli etmektir. Unutmadığını belli et­mek de zaman zaman verilen küçük hediyeler ile mümkün olur. Hediyenin küçüğü büyüğü yoktur. Hediye değerli, değersiz diye ölçülmez. Hediye ne olursa olsun dostların birbirini unutmadığını göster­diği için kıymetlidir. Hedlye verrnek de iyi bir usul ve alışkanlıktır.

Yarası olan gocunur: Konuşma sırasındaki bazı olaylar, suçlu olan kimselerin tavırlarında, konuş­malarında değişiklikler meydana getirir. Olayda su­çu olanlar telaş ve sıkıntıya düşerler.

Yarım elma gönül alma: Dostlar birbirini her za­man anmalı ve hatırlamalıdır. Hatır sormak, küçük armağanlar vermek dostlukların kuwetlenmesi için yeterlidir.

Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder: Her iş o işi iyi bilen uzman olan kimseye yaptırıl­malıdır. Bildiğini söyleyip de tam bilmeyen kimse­lere yaptırılan işlerin mutlak bir yerinde sakatlık olur. Bu sakatlık bizi etkilediği gibi etrafımızdakileri de etkiler, zarar ve ziyana girmelerine neden olur.

Yaş kesen baş keser: Ağaç dünyanın en güzel ve faydalı yaratığıdır. Onu yok yere kesmek çok büyük bir suçtur. Hatta bir insan öldürmek kadar büyük bir suçtur.

Yatan aslandan gezen tilki yeğdir: İnsanların en büyük sıfatı çalışmak olmalıdır. Çok bilgili, çok tecrübeli olup tembel tembel oturarı kişiden çok tecrübeli ve bilgili olmadığı halde çok çalışkan olan kimse daha çok tercih edilir, beğenilir, istenir.

Yatan hasta ölmez, eceli yeten ölür: Kişiler eceli gelince ölür. Hastalandıkları zaman muhak­kak ölecekleri zannedilmemelidir. Sağlam bir kişi­nin eceli hasta yatandan önce gelebilir.

Yavaş atın çiftesi pek olur: Uysal kimseler herşeye tepki vermezler. Bunu böyle zannedip de de­vamlı üslerine gitmek doğru değildir. Kolay kolay kızıp tepki vermedikleri halde kızdıkları zaman ve­recekleri tepki çok büyük, hatta korkunç olur. Herşeye kızan kimselerden bu kadar korkunç tepki gelmez.

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır: Suç işleyen kişilerden bazıları aşırı şarlatan olurlar. İşledikleri suçtan zarar görüp şikayet eden kimseleri bile,şarlatanlıkları sayesinde suçlu gibi gösterip sustur­ maya çalışırlar. Suçlu bile gösterebilirler.

Yaza çıkardık danayı beğenmez oldu anayı: Tarafımızdan yetiştirilen büyütülen, imkan sahibi yapılan gençler bizi beğenmez oldular.

Yazin başı pişenin kışın aşı pişer: Her iş za­manında yapılmalıdır. Yazın ürününü kaldıran kim­se kışın rahattır. Gençliğinde akıllı davranıp tasarruf yapan kimse ihtiyarlığında rahat eder.

Yazın gölge hoş, kışın çuval boş: Yaz vakti gü­zelliklerden faydalanıp keyif eden çalışmayan kım­se, Kışın aç kalır, zor duruma düşer. Gençliğini eğ­lence içindegeçirip ihtiyarlığı için para ayırmayan kimse de ihtiyarlığında zor dururnda kalır.

Yaz yalan kış gerçek: Bazı olaylar kolay atlatılır pek üzerınde durulmaz. Ama bazıları ise çok güç geçer. Üzerinde durup önlem almak şarttır. Alın­mazsa çok zarara sebep olur.Yaz güzel bir mev­sirndir. Her yerde kalınabilir, az giyinilir, az yenir, hava iyidir, olaylar iyi yorumlanır, hastalıklar nisbeten azdır. Kış ise pek çok şey ister. Giyinmek, sıkı ve kalın giyinmek, iyi yemek, sıcak bir barınak has­talıklardan korunmak. Kışın hastalıklar da çok olur. Bunun için önem verilecek mevsim, üzerinde önemle durulması gereken gerçek mevsim kıştır.

Yel gibi gelen, sel gibi gider: Emeksiz kazanı­lan para gereksiz yerlere harcanır ve çabucak bi­ter.

Yel kayadan ne koparır: Kişinin karakteri kuv­vetli ise etkilerde, hele önemsiz etkilerde hiç kal­maz. Sağlam temellere dayalı işlerde küçük etkiler önemli sarsıntılar meydana getiremezler.

Yemeyenin malını yerler: İnsan sahip olduğu malı, parayı ihtiyacı doğrultusunda harcamasını bil­meli, pintilik etmemelidir. Pintilik eder malını yiye­mezse kendinden daha güçlüler çeşitli yollarla bu malı onun elinden alırlar. Kimse alamasa bile kişi­nin yemeğe kıyamadığı, biriktirdiği bu malı parayı mirascılar kolaylıkla yerler.

Yerin kulağı vardır: Gizli kalmasını istediğimiz bir şey söylerken çok titiz ve dikkatli davranmak la­zımdır. Gizli ,kalmasını, istediklerimiz için çok titiz davranmalıdır, hiç umulmayan bit zamanda başkaları duyabilir.

Yılan. sokmuş uyumuş, aç kalmış uyuyamamış: Dünyanın en büyük sıkıntı ve ıstırabı aç kimsele­rin çektiği ıstıraptır. En kötü hayvan olan yılanın sokrnasına bile dayanılabildiği hade aç bir kimsenin çektiği ıstıraba dayanmasının imkanı yoktur. Aç kimse bırakmamak, dünyanın en büyük acısını kimseye tattırmamak gereklidir.

Yılanın sevmediği ot, deliğinin ağzında biter: Başkalarına kötü davranan kimselerin karşısına her zaman sevip hoşlanmadıkları, görmeyi istemedik­leri şeyler çıkar, onları huzursuz eder.

Yılanın başı küçükken ezilmelidir: Düşman güçlenip de bize zarar vermeden, daha küçükken durum takip edilmeli ve düşman yok edllmelldir. Zararlı olabilecek her şey küçükkan ortadan kaldı­rılmalıdır. Böylece zararların önüne geçilebilir.

Yırtıcı (alıcı) kuşun ömrü az olur: Ömrü bo­yunca başkaları ile mücadele eden kirilselerin düş­manları çok olur. Ömürleri yıpranır. Hayatları kısa sürer.

Yığitin malı meydandadır: Yiğit olan kişilerin gizli kapaklı bir tarafları yoktur. Her şeyleri açık se­çiktir bellidir. Yiğit oları kimse cömerttir. Malından herkesin yararlanmasına izin verir, herkes yiğitin malından yararlanabilir.

Yiğit lakabıyla anılır: Yiğit olan kimse yiğitlik la­kabını alana kadar pek çok olay yaşamıştır. Bu olaylardaki davranışları nedeniyle ona takrna bir ad verilmiştir. Bu ad yiğitin yaşamını belli eder, onun bir simgesidlr. Bunun için yiğit yaşamından kay­naklanan bu takma adı değiştirmez.

Yiğitlik meydanda belli olur: Yiğit olan kişinin yiğitliği ya savaşta veya bilgi, görgü ve davranışlarıyla belli olur.

Yiğit yarasına yiğit katlanır: Yiğitin çektiği sıkıntının sebebini ancak yiğit kimse anlar. Yiğitin ağır hücumunu ancak yiğit kaldırır, katlanır.

Yiğit yiğide at bağışlar: Yiğit kimseler yakın ar­kadaşlarına en değerli hediyeleri verirler. Kendiieri için en kıymetli varlık olan atlarını bile hediye eder­ler.

Yiyen bilmez doğrayan bilir: Bir işin sıkıntısını onu yapan üreten bilir. Onu kullananlların haberi yoktur, olmaz.

Yoğurdum ekşidir deyen olmaz: Hiç kimse kendi malını kötü diye ortaya koymaz. Kendi dost­larının kötü olduğunu kabul etmez. Dostları hakkın­da söylenenleri kabul etmez.

Yok büyümez arık büyür: Yok olan bir şeyi var etmek imkansızdır. Arık, zayıf olan şeyler ise gü­nün birinde büyüyebilir gelişebilir. Az olanlar ço­ğalabilir, küçük olarılar bÜyür.

Yol bilen kervana katılmaz: Kendi işini kendi görebilen kimse başkaları ile beraber hareket et­mekten hoşlanmaz. Başkalarının yardımını iste­mez.

Yol sormakla bulunur: Bir işe doğru başlamak için bilmediklerimizi sormak, öğrenmek lazımdır. Bilmediklerimizi yanlış yapmaktansa sorarak öğ­renmek doğru olan yoldur.

Yol yürümekle borç ödemekle: Her iş gereken çalışmayı yapmakla sonuçlanır. Her iş gerekli çalış­mayı gerekli zamanda yapmakla sonuçtanır. Çalış­masını zamanında yapmayan kimse işini zamanın­ da bitiremez, sonuç olumlu olmaz. Zamanında eksiksiz yapılan işler değerlidir, sonuca da çabuk ulaşır.

Yolu ile giden yorulmaz: Bir işin başarıya ulaş­ması için nasıl yapılacağı, yöntemi hakkında bilgi sahibi olmak gereklidir. Bunları bilmeyen kimse deneme yanılma yöntemi ile işini götürmeye çalışır ki bu da çok zaman alır, hem de iş istenilen şekilde sonuçlanmaz.

Yolundan giden yorulmaz: Yapacağı işin tekni­ğini iyi bilen, uygulamasında deneyim sahibi olan kimse yapacağını önceden tespit eder, sonra uy­gular, sonuca sıkıntısız ulaşır. Fazla çaba sarf et­mez. Bunları bilmeyenler veya uygulamayanlar de­neme yanılma yöntemi ile hem çok para, hem çok zaman kaybederıer. Hem de meydana çıkan iş is­tenilen gibi olmaz.

Yumurtada kıl bitmez: Tabiatın kanunlarına ay­kırı olan bir şeyi gerçekleştirmek imkansızdır. İm­kan olmayan yerlerde istenileni elde etmek müm­kün değildir.

Yumurtadan çıkan yine yumurta çıkarır: Bütün canlılar soylarının özelliklerini taşırlar ve soylarının devamını sağlarlar.

Yumurtlayan tavuk bağırgan olur: Çalışkan ve verimli işler yapan kimseler bu çalışmaların sonuçlarının bilinmesi için çevrelerinde seslerini yükseltmekten çekinmezler.

Yuvarlanan taş yosun tutımaz: Hiç durmadan iş veya yer değiştiren kimse mal, mülk edinemez. Başarısı devamlı ve yük ek olmaz.

Yuvayı yapan dişi kuştur: Bir evin mutluluk içinde olmasını sağlayan ve idare eden, onu zevkli bir yaşam yuvası haline getiren kadındır.

Yük altında eşek anırmaz: Büyük bir işe giren kimse başarılı olmak istiyorsa işine dört elle sarıl­malıdır. Hem işi yapıp hem de eğlenmek istenirse o işde başarı sağlamak mümkün olmaz. Her şeyin bir yeri olmalı ve yerinde kullanılmalıdır.

Yük altında ancak eşek kalır: İnsanlık sıfatı olan kimse kendisine yapılan iyiliğin altında kal­maz. Bir zaman bulur karşılığını verir.

Yüksek dağın başı dumanlı olur: Büyük ve önemli işleri yapanlar, devamlı olarak yaptıkları işin sıkıntısı içinde olurlar.

Yürük at yemini kendi arttırır: İşini bilen onu zamanında yapan kimseleri, işlerini yaptırmak için uyarmak gereksizdir. Başarıları yüksek olduğu için emeklerinin sonucunu da fazlası ile alırlar.

Yürük ata paha olmaz: Görevini bilen çalışkan, başarılı kirnselerin çalışması para ile ölçülemez. Onların kıymeti çok fazladır.

Yüz güzelliği hamamdan eve, öz güzelliği Urum'dan Şam'a: Yüz güzelliği geçicidir, belli bir zaman sonra ortadan kalkar. Huy güzelliği ise kalıcıdır. Hem çevresinde hem de uzak yerler­de bilinir söylenilir. Yüzü güzel olan kimse çevre­sinde, erdemli kimse her yerde tanınır.

Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur: İnsanın iyiliği yüzünden belli olur. İçinde iyilikler taşıyan kimsenin yüzü güleç ve nurlu görünür. İçinde kötü­lükler saklayan kimselerin ise ne kadar güzelleştir­meye çalışsalar da yüzlerinde kin ve nefretlerini görmek mümkündür.

 

Yüz yüzden utanır: İşlerimizi bizzat karşımızda­kilere söyleyerek halletmek iyi sonuçlar doğurur. Aradaki boş sözler ve hareketler kalkar. Karşı kar­şıya gelen kimseler birbirini anlar ve kolay anlaşırlar.