ANA MENÜ  

   

| BİLGİ AYNASI ANA SAYFA |

| ibadet nedir? | ibadet çeşitleri | ibadet hakkında bilgi | insanlar neden yaratıldı?

Ayrıntılar

insanlar neden yaratıldı? yaratılış gayesi nedir?

Kâinatta seçkin bir yeri olan akıl, fikiri, düşünce ve üstün yeteneklerle donatılan insanoğlu, yüksek bir gaye için yaratılmıştır.

Yaratılışımızın hikmetini, dünyaya gelişimizin gayesini Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm'de açıkça bildirilmiştir. Şöyle buyuruyor:

"Ben cinleri ve insanları ancak beni tanıyıp bana ibadet etsinler diye yarattım"

Demek ki dünyaya gelişimizin asıl amacı Allah'ı bilmek ve ona ibadet etmektir.

İnsan kısa bir süre için varolan, sonra yok olup giden bie varlık değildir. İnsan daha yüksek ve sonsuz hayata namzet şerefli bir varlıktır. İnsan ebediyet aleminin yolcusudur. Dünyaya, bu aleme giden yolun üzerinde bir istasyon gibidir. İnsan bir süre burada kaldıktan sonra yoluna devam edecek ve asıl yurduna varıcaktır.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) bu yolculuğu şöyle ifade etmiştir:

"Ben dünyaya bir ağaç altında gölgelenip sonra bırakıp giden bir yolcu gibiyim"

Bu dünyaya gelmekten maksat yalnız yiyip içmek, yatıp uyumak ve geçici zevkleri tatmin etmek değildir. Biz buraya daha yüksek bir hayata hazırlanmak için geldik. Yüce Rabbimiz, o yüksek hayata hazırlanmamızı istemiş ve ona ulaşmanın yollarını göstermiştir.

Yaratılışımızın gayesine uygun olarak ibadet görevlerini, yerine getirdiğimiz taktirde; hem Allah'ın rızasını kazanmış hem de Âhirette sonsuz ve mutlu hayata kavuşmuş olacağız.

islamın gayesi insanın mutluluğudur

Mensubu olmakla şeref duyduğumuz İslam Dini'nin ga­yesi, insanın hem dünyada, hem de ahirette mutlu olmasıdır. Bu mutluluğu kazanmak için Islamın getirdiği prensiplerin özeti şudur:

"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalış."

Dünya hayatında daha çok geleceğimizi düşünürüz. Ya­zın kış hazırlığını yapmıyor muyuz? Gençliğimizde, yaş­lanacağımız yılları düşünerek gece gündüz demeden çalışmıyor muyuz? Daha iyi. bir gelecek için hayatlarının ba­harını tahsil yapmakla geçiren gençlerimizin nice sıkıntılara katlandığı bir gerçek değil midir?

Öyle ise; kısa ve geçici olan dünya hayatı için durmadan, dinlenmeden çalışan insanın sonsuz olan ahiret hayatını ka­zanmak için 24 saatin bir saatini namaz kılmaya, 12 ayın bir ayını oruç tutmaya ayırarak hazırlık yapması gerekmez mi?

Bizi ebedi saadet yurduna çağıran Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de:

"Ey inananlar! Allah'tan sakının, herkes yarına ne hazırladığına baksın" (İbrahim Süresi, 118) buyurarak ahiret için hazırlık yap­mamızı istemektedir.

Görülüyor ki; iman esasları ile ibadetleri doğru olarak öğ­renmek ve Allah'a karşı görevlerimizi zamanında yerine ge­tirmek, müslüman için büyük önem taşımaktadır.

Zamanımızı iyi değerlendirmeliyiz

İnsanın en kıymetli sermayesi zamandır. Geçen günleri geri çevirmek mümkün değildir. Bu sebeple kısa ve geçici olan dünya hayatını çok iyi değerlendirmemiz gerekmektedir.Bu konuda Peygamber (A.S.) Efendimiz bizleri uyarmak maksadiyle şöyle buyuruyor:

Beş şey gelmeden önce (diğer) beş şeyin kıymetini bil :

  1. Ölümünden önce heyetının,
  2. Hastalığmdan önce sağlığının,
  3. Meşguliyetinden önce boş zamanının,
  4. İhtiyarlığından önce gençliğinin,
  5. Fakirliğinden önce zenginliğinin,

Dünyayı bir okula, kendimizi de bu okulun öğrencilerine, benzetebiliriz. Bu durumda; derslerine iyi çalışan, ödevlerini zamanında yaparak imtihanda başarılı olan çalışkan öğrenci gibi olmalı, ibadetleri emredildiği gibi zamanında yapmalıyız. Derslerine çalışmayan, ödevlerini zamanında yapmayan ve imtihan günü başarısızlığa uğrayıp. pişman olan tembel öğ­renci durumuna düşmemeliyiz.

Allah'a karşı görevlerimizi yerine getirerek kulluk im­tihanında başarılı olmak zorundayız. Çünkü kurtuluşumuz ve ebedi saadet yurdunda sonsuz ve mutlu hayata ka­vuşabilmemiz bu imtihanda başarılı olmamıza bağlıdır.

Ebediyet Yolculuğa Hazırlık Yapalım

Şunu unutmamalıyız: Allah bizim ibadetlerimize muhtaç değildir. Fakat bizim ibadete ihtiyacımız vardır. Allah Teala ne büyük merhamet sahibidir ki bunca nimetlerine karşı bi­zim az ve kusurlu ibadetlerimizi kabul edip karşılığında pek çok rnükafat veriyor.

Allah'ın kullarına lütuf ve ihsanının çokluğuna bir misal ol­mak üzere Mesnevi'de geçen şu hikayeyi okuyalım:

Çölde yaşayan bir adam, son derece fakir düşmüş, sı­kıntı içinde kalmıştı. Bu durumdan kurtulrnak için hanımı ile bir çare düşündüler:

Bağdat'a giderek zamanın hükümdarına durumu ar­zetmek ve yardımına nail olmak.

Fakat Bağdat'a eli boş gitmeyi de uygun görmediler. Çöl­de kendileri için en kıymetli şeyolan bir testi yağmur suyunu hediye olarak hükümdara götürmeye karar verdiler. Zan­nediyorlardı ki Bağdat'ta su kıtlığı var. Adam, bir testi yağmur suyu alarak çöllerde günlerce yol yürüdü ve Bağdat'a ulaştı.
Hükümdarın yanındaki görevliler kendisini çok iyi karşıladılar.

Adamcağız dedi ki: "Bu armağanı hükümdara götürünüz, bu fakiri ihtiyaçtan kurtarsın, bu tatlı su, yağmur suyundan alınmıştır."

Görevliler adamın getirdiği suyu alıp hükümdara sun­dular. Hükümdar da bunu büyük bir memnuniyetle kabul etti ve karşılığında, getirdiği testi dolusu altın, elbiseler ve daha bir çok hediyeler vererek fakiri ihtiyaçtan kurtardı.

Ayrıca görevlilere: "Bu adam karadan gelerek çok zah­met çekmiştir, dönerken kendisini Dicle yolu ile gönderiniz" diye emtetti. Onlar da öyle yaptılar. Adam dönerken gemiye bindi. O zamana kadar Dicle nehrinden haberi yoktu. Nehri görünce utancından secdeye kapandı've hayret ederek şöyle dedi:

"Hükümdar ne kadar lütufkar bir kimse imiş, bu kadar çok suya sahıp olduğu halde benim getirdiğim bir testi suyu kabul edip karşılığında bana bu kadar hediye verdi."

İşte bizim ibadetlerimiz de bu adamcağızın hediyesi olan bir testi su gibidir. Allah bizim ibadetlerimizi lutfen kabul edi­yor ve karşılığında bize nice mükafatlar veriyor.

Yeter ki ihlasla ve iyi niyetle ibadetleri yapmaya ça­lışalım, Allah'ın huzuruna eli boş gitmeyelim.

İbadet Nedir?

İbadet bizi yoktan var eden, sayısız nimetleri ile besleip büyüten Yüce Allah'a tazim ve saygı göstermek, onun bize verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.

İbadet, yalnız Allah'ın emrini yerine getirmek ve onun rızasını kazanmak maksadıyla yapılır. Allah katında makbul olan ibadet (hiçbir menfaat düşüncesi olmadan) böyle halisane niyetle yapılan ibadettir.
Bununla beraber, Rabbimizin emirlerinde bir çok hikmetler, bizim için maddî ve manevî pek çok faydalar olduğunda şüphe yoktur.

İbadete Hakkında Bilgi, İbadete Olan İhtiyaç

İnsan beden ve ruhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır. Bedenimizin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun en önemli gıdası sağlam bir iman, sonra da ibadettir. İbadetler, imanımızın güçlenmesini ve ahlaken olgunlaşmamızı sağlar. İbadetler ile beslenen iman ağacının meyvesi güzel ahlaktır.

İbadete devam eden kimsenin kalbinde iman nuru parlar, Allah korkusu ve sorumluluk duygusu yerleşir. İbadet sa­yesinde içimiz kötü düşüncelerden, dışımız günah kirlerinden arınır. Müslüman malı ibadetlerini yerine getirmek suretiyle insanların sevgisini kazanır.

Şuurlu olarak yapılan ibadet, insanı günahlardan uzak­laştırır, ahlak ve fazilet sahibi olgun bir mü'min haline getirir. Allah katında makbul olan ibadet de budur.

Medineli müslümanlardan bir genç, Peygamberimizin ar­kasında namaz kıldığı halde kötülük yapmaya devam edi­yordu. Gencin bu durumu Peygamber Efendimize haber ve­rildi. Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:

"Onun namazı bir gün kendisini kötülük yapmaktan vaz­geçirecektir."

Gerçekten de aradan çok geçmeden o genç tevbe ede­rek yaptığı kötülükleri bıraktı ve iyi ahlak sahibi bir kişi oldu.

Yaşadığımız müddetçe yemeye, içmeye muhtaç ol­duğumuz gibi ömrümüzün sonuna kadar ibadet etmeye, ma­nevi gıdaya ihtiyacımız vardır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et"

İbadet, mü'mini Allah'a yaklaştıran, en güzel bir vasıta, sıkıntılardan koruyan bir sığınaktır. Hayatta bunalıma düşen, ümitsiziiğe kapılan insanlar ibadet ederek Allah'ın rahmetine iltica ederler ve huzura kavuşurlar.

Mü'min ibadet sayesinde, dünyanın maddi bağlarından kurtularak ruhen yükselir ve önündeki engeller ortadan kal­karak ebedi saadet yurdunun aydınlık yolu kendisine açılır.

Özetlemek gerekirse; imanımızın göstergesi, ruhumuzun gıdası olan ibadetler; imanımızı kuvvetlendir, içimizi kötü dü­şüncelerden, dışımızı günah kirlerinden arındırarak ahlak ve fazilet sahibi olgun bir mü'min haline getirir. Böylece dün­yada huzura, ahirette azabtan kurtulmamıza ve ebedi saadet yurdu olan cennette sonsuz ve mutlu hayata kavuşmamıza vesile olur.

Sadece imanla yetinip ibadetleri terketmek imanın za­yıflamasına sebep olur. Toprağa dikilen bir meyve fidanının kurumaması ve gelişip büyümesi için zaman zaman su­lanmaya ihtiyacı vardır. Bu yapılmadığı takdirde fidan kurur. Kalbimizdeki imanın da ibadetlerle güçlendirilmesi ve korunması gerekir.

Bu sebeple ibadet yapmaya ihtiyacımız vardır. Namaz, oruç ve diğer ibadetleri yapmakla hem Allah'a karşı gö­revlerimizi yerine getirmiş, hem de ebedi saadet yurdu cen­netin anahtarı olan imanımızı korumuş oluruz.

İbadet Çeşitleri

  1. Beden ile yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi.
    Beden ile yapılan ibadetleri her müslümanın kendisi yapması gerekir. Başkasını vekil etmesi caiz değildir. Bu sebeple, bir kimse başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz.
  2. Mal ile Yapılan İbadetler: Zekat vermek gibi.
    Bir kimse mal ile yapılan ibadetleri, bir başkasını vekil ederek de yerine getirebilir. Mesela; bir müslüman zekâtını kendi eliyle fakire verebileceği gibi bir vekil vasıtasıyla da verebilir.
  3. Hem Mal hem de beden ile yapılan ibadet: Hac böyle bir ibadettir.
    Kendisine, hacca gitmek farz olan müslümanın bu görevi bizzat yapması gerekir. Ancak parası olduğu halde hacca gidemeyecek derecede hasta, sakat, veya yaşlı ise bir başkasını göndererek kendi yerine ha yaptırabilir.

Yorum eklemek için lütfen ÜYE OLUNUZ.

   
   

SON YORUMLAR

   
© Copyright | Bilgi Aynası | 2011

Kayıt Ol

Siteden tam anlamıyla yararlanabilmek için ve sitede yorum yapabilmek için lütfen üye olunuz...