Atasözleri ve anlamları | Atasözleri ve anlamları ve sözlüğü | Türk atasözleri ve anlamları | a dan z ye atasözleri ve anlamları

Ayrıntılar

Atasözleri H harfi

Hacı hacıyı Mekke'de bulur: Aynı düşüncede olan kimseler ayrı ayrı davransalar bile bir gün aynı yolda buluşurlar. Kendilerine ait yolda veya yerde buluşurlar, birbirlerini bulurlar.

Hacı Mekke'de; derviş tekkede: İnsanlar yetiş­me şekillerine göre kendilerine uygun bir ortamda yaşarlarsa mutlu olabilirler. Yoksa ömürleri sıkıntı içinde geçer. Bulundukları yerde istenmez ve sevil­mezler.

Haddini bllmeyene bildirirler: İnsanlar bilgi ve görgüleri doğrultusunda hareket etmelidirler. Bil­mediğini söyleyene, yetkili olmadığı halde yetkiliy­imiş gibi konuşana, çizmeden yukarı çıkana yaptık­larının doğru olmadığını çok sert bir şekilde hatırla­tırlar, ders verirler.

Hak deyince akan sular durur: Anlaşmazlıklar­da doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, hakkaniyet yo­lundan hareket edilirse "klmsenin söyleyecek bir sözü, bir eleştirisi kalmaz, olamaz.

Hak doğrunun yardımcısıdır: Allah doğru ola­na yaptıklarının rnükafatını mutlaka verir. Doğru kimseler ilk planda başarısız gibi görünseler de 
doğruluklarını bozmadıkları takdirde Allah onları mutlak selamete çıkaracak ve rnükafatlandıracak­tır.

Hak gelince batıl gider: Doğruluğun, hakikatin, iyiliğin bulunduğu yerde düzenin, yalanın, kötülü­ğün bulunmasına imkan yoktur. Bunun için her za­man doğrudan, iyilikten, hakikatten yana olmalıdır.

Hak yerini bulur: Yapılan her türlü haksızlıklar, zulümler devam etmez. Gün gelir devletin kolluk kuvvetleri haksızlık yapanların, zalimlerin cezasını verir. Tanrı da bu kimselerin hak ettikleri cezayı çok kere yaşarlarken vermektedir. Doğruluk hiçbir zaman geride, yerde kalmaz.

Hamı tatlı, yetkini acı: Çocuklar küçüklüklerin­ de hem sevilirler hem de sorun yaratmazlar. Ama büyüdükleri zaman anne ve baba çocuklarının bü­yük sorunları ile karşılaşırlar. Bu durum onları üzer, kızdırır.

Hamama giren terler: Bir işe başlayan kimse o işin beraberinde getirdiği her türlü zorlukları da ka­bul etmek ve katlanmak durumundadır.

Hangi gün vardır ki akşam olmasın: Sonuç­lanmayan bir iş, ihtiyarlamayan insan, bitmeyen güzellik ve servet, ün yoktur.

Harman yel ile, düğün el ile: Bir işin tam, olarak gerçekleşmesi için gerekli şartların yerine gelmesi lazımdır. Gereken şartlar olmadığı takdirde işin de 
istenildiği gibi sonuçlanması mümkün değildir.

Harman sonu dervişlerin: Alçak gönüllü kim­seler çıkar konusunda hemen kendilerini ortaya atmazlar. Herkes o şeyden bol bol yararlanır eğer ar­ta kalırsa onlar da bir parçacık alırlar. Çünkü derviş demek hoşgörülü, efendi, dünyanın nimetlerine sırt çeviren kimse demektir.

Hasta olmayan sağlığın kıymetini bilmez: Kişi sağlıklı iken hastalığın ne olduğunun ne kadar ıstı­rap verici ve güç olduğunun farkına varmaz. Hasta­lık gelip çatınca sıkıntı ve ıstıraplar başlayınca sağ­lığının değerini anlarsa da iş işden geçmiştir.

Hasta yatan ölmez, eceli gelen ölür: Her hasta olan kimsenin öleceğini zarınetmek yanlıştır. Has­talık kişinin ölümünü gerçekleştirmez. Kişinin ömrü 
Allah'ın takdiri ile tanzim edilmiştir. Vakti gelince hasta olsa da olmasa da ölür. Vakti gelmeyince hasta olsa da ölmez.

Hastaya döşek sorulur mu? : Kişinin, gereğini mutlak surette duyduğu bir şeyi, sana bu şey lazım mıdır diye sormak gereksizdir, yanlıştır.

Hatasız kul olmaz: İnsan denilen varlık makine değildir. Etrafındaki olaylardan duyguları oranında etkilenir. Bunun için tam olarak etkilenmesi, isabet­li kararlarını vermesi, her zaman mümkün değildir. Hata yapması her zaman mümkündür.

Hatır için çiğ tavuk yenir: Kişi çok sevip değer verdiği kimsenin istekleri için onu kırmamak için, bütün zorluklara katlanır. Katlanmak zorunda kalır.

Haydan gelen huya gider: Her şey bir emek sonucu olmalıdır. Emek verilmeden elde edilen her şey çok çabuk ziyan olur elden gider.

Hayvan koklaşa koklaşa, insan söyleşe söyleşe: İnsanların yakınlaşması konuşmakla, birbirle­rini anlamakla olur. İnsanlar ne kadar samimi ko­nuşurlarsa anlaşmaları da o kadar kolay ve iyi olur.

Hazıra dağlar dayanmaz: Elimizde bulunan mal ve para ne kadar çok olursa olsun harcamakla bir gün bitecektir. Bunun için elimizdekileri harcar­ken bir yandan da yerine koymaya gayret etmeli­yiz.

Hekim kim, başına gelen: Bir konuda en iyi ka­rarı verecek olan kişi, daha önceleri o konuyu ya­şamış, tecrübe kazanmış olan kimsedir.

Hekimden sorma, çekenden sor: Her acının ve sıkıntının ne demek olduğunu o sıkıntıyı hafifletmek için yol gösteren değil, sıkıntıyı kendisi yaşamış 
olan daha iyi bilir ve takdir eder.

Hekimsiz, hakimsiz memlekette oturma: Top­lumda insana en gerekli şey sağlık ve huzurdur. Sağlık için doktor, huzur ve güvenlik için de adaleti dağıtacak hakim mutlaka gereklidir. Bunların olma­dığı yerde oturmak doğru değildir. O yer ne kadar güzel olsa da insanlar için tercih edilmez, edilme­melidir.

Helal kazanç ile pilav yenmez: Doğrulukla, ah­lakla, yasalara uymakla elde edilen kazanç hiçbir zaman insanı zengin etmez.

Her ağlamanın bir gülmesi olur: Sıkıntılı, dertli günler sonsuza 'kadar devarn etmez. Sıkıntıların sonunda muhakkak mutlu güzel huzurlu günler gelecektir.

Her ağacın meyvesi olmaz: Toplumdaki her ki­şinin o topluma faydalı olması mümkün değildir.

Her arı bal yapmaz: Her kimsenin. topluma ya­rarlı olacağını düşünmek hatadır. Toplumda, top­lum için faydalı olan kimseler olduğu gibi faydasız olanlar da bulunabilir.

Her azın bir çokluğu vardır: Bir şey az diye bı­rakmamak gereklidir. Az olanlar ziyan edilmeyip bi­riktirildiği takdirde sonunda çok elde edilir. Biriktir­meye önem verilmelidir. (Damlaya damlaya göl olur.)

Her başın derdi vardır, değirmencininki sudur: Bir toplumda yaşayanların hepsinin bir derdi bir problemi vardır. Bunlar birbirine benzemez. Her dert, dert sahibini daha çok etkiler.

Her boyayı boyadık, fıstık rengi (yeşili) kaldı: Yapmayı istediğimiz her şeyi henüz; tamamlama­mışken, bizi pek yakından ilgilendirmeyen, önem­siz şeylerle uğraşmak zorunda kalmak.

Her çiçek koklanmaz: Bir toplum içinde bulu­nan insanların bazıları faydalı bazıları faydasızdır. insanları yakından tanımadan onlarla ilişki kurmak 
doğru değildir. Kötü sonuçlar da verebilir.

Her çok azdan olur: Çok olana sahip olmak is­tersek azların kıymetini bilmek zorundayız. Sabır ile azlar bir gün çok olur.

Her damardan kan alınmaz: Toplumda bulu­nan bütün insanlardan yardım istenmez. istense bile almak mümkün olmaz.

Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan: Çok iyi bilmediğin, hatta hiç bilmediğin veya tec­rübe etmediğin işlere, görünüşe bakarak girmek doğru değildir. Her akla geleni yapmak da doğru değildir. Yapılan işlerin nasıl sonuç vereceğini bil­mek imkansızdır.

Her dilden gelen elden gelmez: Kişi aklına ge­len her şeyi söyleyip karşısındakine ümit verme­melidir. Söylenilen her şeyi her zaman yapmak mümkün değildir. Bunun için ancak yapabileceği­miz şeyler hakkında konuşmak ve ümit vermek doğrudur. Başka türlüsü yalan olur ve itibarımızı sarsar.

Her gidişin bir gelişi vardır: Her güzel günün, devam edeceğini zannetmek doğru değildir. Bu­nun gibi her kötü günün de devam edeceği düşünülmemelidir. Mutlu günler üzüntülü, üzüntülü günler her an mutlu günlere dönüşebilir.

Her gönülde bir arslan yatar: Her insanın var­mak istediği amaçları vardır. Gönlünde daima onu hisseder ve gerçekleştirmek için fırsat kollar.

Her gün baklava börek yerise bıkılır: Yaşam biteviye(Aynı biçimde,sürekli durmadan) devam edemez. Kişi yaşamını çok iyi şartlarda sürdürse bile yine de bu iyi yaşayışın mono­ton tarafından bıkar ve değişiklik ister.

Her güzelin bir kusuru vardır: İnsanın bütün yönlerinin hep birden tam ve eksiksiz olmasını dü­şünmek mümkün değildir. Küçük veya büyük bir eksiklik herkişide mutlaka vardır. Bazı kimseler bu eksikliklerini ustalıkla gizledikleri için onları öncelik­le kusursuz gibi görürüz. Ama beklemediğimiz bir zamanda, beklemediğimiz kusurlarını görmek her zaman mümkündür.

Her horoz kendi çöplüğünde öter: İnsanların sözü kendi mal/arında veya kendilerini seven çev­relerde etkili olur, geçer. Oralarda dinlenir, istekleri yapılır.

Her inişin bir yokuşu vardır: Güzel günler de­vamlı olmadığı gibi kötü günler de devamlı değil­dir. Iyi günler, mutlu günleri, hüzünlü günler izledi­ği gibi, hüzünlü ve kötü günleri de mutlu huzurlu günler yıllar izleyecektir.

Her inleyen ölmez: Karşılaşılan sıkıntılı ve zor durumlar mutlak surette kötü bir biçimde sonuç­lanmaz. Mutlu sonuçlar da doğabilir.

Her işin başı sağlık: Hayatta ne yaparsak ya­palım sağlığımız iyi olmadığı zaman yaptıklarımız­dan iyi sonuç almak mümkün değildir. Sağlık iyi ol­madığı zaman yapılan işde dikkat olmayacağı için başarı da ya hiç olmayacaktır veya eksik olacaktır. Başarılı olmak için her zaman sağlığımıza dikkat etmek gereklidir.

Her işde bir hayır vardır: Çalışmalarımızda bi­ze iyi gelmeyen beğenme'diğimiz taraflar olabilir, Bunları üzüntü konusu yapmamak lazımdır. işin bu şekil almasında faydalı, iyi bir tarafın olduğunu dü­şünmek bizi kötümserlikten, karamsarlıktan kurta­rır. Azmini kamçılar hayata küsmemiş oluruz.

Her koyun kendi bacağıtıdan asılır: Toplumda her kişi kendi yaptıklarından sorumludur. Gerekir­se yaptıklarının hesabını vermekle yükümlüdür.

Her kuşun eti yenmez: Kişinin dış görünüşüne aldanıp onun emrimiz altına kolayca gireceğini sanmak yanlıştır. Sessiz sakin görünen nice kişi vardır ki onlara söz geçirmek, boyun eğdirmek im­kansızdır. Baskıya karşı direnen, namusu için ölen kimseler bu sözün tipik örnekleridir.

Her ne verirsen elinle, o gelir seninle: İnsan yaşamı süresinde etrafında bulunan ve yardıma muhtaç olan kimselere yardımda bulunmalıdır. Yardımda bulunulanların hayır dualarını almak çok önemlidir. Bütün canlılar bir gün Allah'a dönecek­lerdir. Bu dönüş ölüm ile olacaktır. Ve bu dönüşte dünya malını götürmek mümkün olmayacaktır. Bu­na karşılık dünyada yaptığımız iyilikler dünya malı ile Tanrı katına götürdüğümüz kazançlarımız ola­caktır. Bu kazanç çok büyük ve değerlidir. Bunun için kişi bizzat kendisi yardımda bulunmalı, yardı­ma ihtiyacı olanları mutlu edip hayır dua kazanma­lıdır. Başkasının eli ile bunu yaptırdım zannedenler çok defa aldanırlar.

Her şeyin yenisi, dostun eskisi makbuldür: Yeni, güzel iyi, doğaya uygun gösterişli demektir. Herkes bunları tercih ederken biz de iyiyi güzeli elbette ki isteyeceğiz. Ama dostluk için böyle değil­dir. Dostluk kısa sürede oluşmaz. insanlar birbirle­rini yaptıkları fedakarlıklar nispetinde, geçirdikleri acı tatlı anıların çokluğu nispetinde, deneyip güven bağladıkları nispette daha çok tutarlar ve severler. Bu da kısa zamanda olmaz. Onun içindir ki en eski 
dostluklar en denenmişi olur ve aynı zamanda en iyisidir.

Her taş baş yarmaz: Dikkatle takip ettiğimiz kö­tü sandığımız, korktuğumuz her şey korkulacak ka­dar tehlikeli olmayabilir. Tehlike hiç ummadığımız yerden gelebilir. (Ummadığın taş baş yarar.)

Her taş yerinde ağırdır: İnsan dogup büyüdü­ğü yerde yaşarsa oradakiler tarafından tanınır, se­vilir. istekleri öncelikle yapılabilir. Kişinin tanınmadığı yerde şevilip sayılmasına imkan yoktur. Ancak ya çok önemli bir iş yapmalıdır veya çok zengin olarak gelip çok yardımda bulunmalıdır. O zamanda kişi doğup büyüdüğü yerdeki gibi tanınmış ola­caktır.

Her yiğitin bir yoğurt yiyişi vardir: Toplumda her kişinin kendine özgü bir davranışı olayları yo­rumlaması, iş yapma biçimi vardır. Hiç kimseninki 
birbirine benzemez.

Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır: Hayat tekdüze değildir. Mutlu günlerin sonun­da mutlu olmayan günler de gelir. Sıkıntılı günlerde devam etmez. Her sıkmtrh günün sonunda mut­lu günler de mutlaka olacaktır ve g.elecektir.

Her yüze güleni dost sanma: Bir toplumda in­sanlar kendi çıkarları için etrafında bulunan kimse­lerin yüzüne gülebilirler. Çıkarları ortadan kalkınca da bu yakın ilişkiyi birden keserler. Bunun içindir ki bize yakınmış gibi görünen, dostmuş izlenimi ver­meye çalışan kişileri her zaman dost diye kabul et­mek hatalıdır, zararlıdır.

Her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez: Olaylar her zaman kişinin istediği biçimde geliş­mez. Bazen istenmeyen durumlarla karşılaşılabilir.

Her zaman papaz pilav yemez: Kişinin gönlün­deki olaylar her zaman onun istediği gibi gerçek­leşmez.

Herkes bildiğini okur: Kişiler başkalarının söy­lediklerine pek kulak asmazlar. Kendi akıllarında ne varsa onu doğru bulup gerçekleştirmeye çalışırlar. Kendi düşüncelerini uygularlar.

Herkes ektiğini biçer: Toplum içinde yaşayan insanlar hürmet ve sevgi görmek istiyorlarsa kendi­leri de hürmet ve sevgi göstermesini bilmelidirler. Yardım etmeyi, sevgiyi, hürmeti bilmeyen kimsele­rin bunları beklemeleri hayal olur, onlara böyle davranılması mümkün değildir. Toplumda saygılı davranan saygı ve hürmet görür.

Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez: Sonucu belli olan bir işi dahi her kişinin aynı güzellikte yapmasını beklemek hatadır. Çünkü her 
kişinin kendine özgü bir yeteneği vardır. Yeteneği ölçüsünde başarılı olur.

Herkes sakız çiğner ama çatıatamaz: Bir işi herkes yapar ama, onu iyi bilip o işden zevk alan kimselerin yaptığı iş bambaşkadır. Çok iyi ve başa­rılıdır.

Herkese yorulduğu yerde han yaptırmazlar: Bazı sorumluluklar yüklenmiş kişilerin sorumluluk­larını istedikleri gibi kullanmaları mümkün değildir. Yükümlülüklerini canı istediği zaman yerine getir­mesi, lsternedlqi zaman qetlrrnernesl hakkı o kişiye tanınmaz. Istediği gibi hareket etmesi imkansızdır.

Herkesin canı can da, bizimki patlıcan mı? : Toplumda bütün kişiler kendi çıkarlarını kollarlar­ken bir kişinin bütün çıkarlarını feda etmesini iste­mek, düşünmek doğru olmayan bir hareket olur.

Herkesin geçtiği köprüden sen de geç: Pek çok kişinin yaptığı, uyguladığı ve doğruluğu. kanıt­lanmış şeyleri yapmanın hiçbir zararı yoktur. Güve­nerek yapmalıdır.

Hesapsız kasap ya bıçak kırar ya masat: Bir işin nasıl yapılacağını bilmeyen insanlar işin başına geçince işi yapamadıkları gibi iş için gerekli olan araç ve gereçlerin de ziyan edilmesine neden olur­lar. Kendi malının, parasının hesabını bilmeyen; nasıl harcanacağını araştırmadan harcayan kimse­ 
ler, sonunda perişan olurlar, fakir düşerler.

Hırsız anahtar istemez: Karşısındakine kötülük yapmayı tasarlayan kimse bilinen veya akla gelme­yen yolları deneyerek yapacağı kötülüğü mutlak gerçekleştirir. Engelolmaya imkan yoktur. Hırsız bir yere girmeyi aklına koymuşsa kilit ne kadar iyi olursa olsun, onu açma çaresini, yolunu bulacaktır.

Hırsız evden olursa mandayı bacadan aşırır: Hırsızlık yapan kimse evden biri olursa evin içini çok iyi bildiğinden akla gelmeyen yöntemlerle her şeyi çalması mümkün olur. Yakalanması da o oranda zordur.

Hısım akraba ile ye iç, alış veriş etme: Akra­balar arası yakınlaşmalar her zaman olumlu değil­dir. Akrabaların bazıları birbirlerini çekemezler kötü davranırlar. Bunun için akrabalar arasında çıkara dayanan ilişkiler olmamalıdır. Akrabalıklar çabucak bozulduğu gibi büyük düşmanlıklar da meydana gelebilir.

Hiddet ile kalkan zarar ile oturur: İnsanlar öf­keli olduklarında duygusal davranırlar. Mantıklı dü­şünemedikleri için de hatalar yaparlar. Öfkeleri geçtiği zaman ise yaptıkları hatalar ile karşılaşınca davranışları için pişmanlık duyarlarsa da artık iş iş­den geçmiştir. Öfkeli zamanlarında yaptıklarının zi­yanını çekmek zorundadırlar.

Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma: Din adamları, dinin, Allah'nın buyruklarını öğretirler. Bunları öğrenip uygulamak gereklidir. Ama din adamları da bazen öğrettiklerinin aksine hareket edebilirler. Bunun içindir ki, hocaların yaptıklarını yapmamak gerekir.

Hocanın vurduğu yerde gül biter: Öğretmen çocuğu yetiştirmek için pek çok çareler dener. Bu arada gerekirse döver. Yapılan bütün işler çocu­ğun iyiliği, vatana, millete, ailesine faydalı olması içindir. Bundan dolayı öğretmenden yenen dayak diğer dayaklar ile bir tutulmamalı, bir nimet olarak kabul edilmelidir.

Horoz ölür, gözü çöplükte kalır: Kişi çok sev­diği arzuladığı şeyleri kolay kolay unutamaz. Do­ğup büyüdüğü yerleri de unutamaz. Yaşı ilerlesede her zaman onların hasretini duyar, hatırlar, için­deki istek, özlem devam eder.

Horozu çok olan yerde sabah geç olur: Bir iş­de çok kişi fikir ileri süretse ve o fikirler birbirinden çok uzak olursa bir noktada birleşmek, bir işi sonu­ca erdirmek imkanı yoktur, olamaz.

Huda (Allah c.c)namerde değil, merde dahi muhtaç etmesin: Allah insanı hiç kimseye muhtaç etmesin. En yakınlarına bile muhtaç olmak iyi değildir. İhtiyacı gideren kişinin biraz surat asrnası, ihtiyaç sahibini üzer, incitir. Hele mert olmayanlardan yardım al­mak, mert bir kimse için ölümden de beterdir.

Huy canın altındadır: Huy insanm büyümesi sı­rasında kişiliği ile birlikte gelişmiş, oluşmuş kişilik­tir. Bir kimsenin de kişniğini değiştirmek mümkün değildir. Yaşam ile oluşan çok derin kökleri olan huy değişmez. Ancak ölüm ile son bulur.

Huylu huyundan vazgeçmez: Huy kişiliğin bir parçasıdır. Uzun zamanda oluşmuştur. Bunun için kişinin davranışlarını da değiştirmek mümkün de­ğildir.

Yorum eklemek için lütfen ÜYE OLUNUZ.

   

SON YORUMLAR

   
© Copyright | Bilgi Aynası | 2011

Kayıt Ol

Siteden tam anlamıyla yararlanabilmek için ve sitede yorum yapabilmek için lütfen üye olunuz...